Kamu-Sen'den Haberler
AZİZ ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ... PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Perşembe, 11 Mart 2010 15:30
18 Mart Şehitler günü nedeniyle, aziz şehitlerimizin hatıralarını anmak için Kocatepe Cami’nde Kur’an oku…
Devamını oku...
 
TÜRK EĞİTİM-SEN SÖZLEŞMELİ KARMAŞASINA SON VERİLMESİNİ İSTİYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Çarşamba, 10 Mart 2010 14:13

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınmasıyla ilgili takvimin ilan edilmesini istedi.

Devamını oku...
 
DEPREM ELAZIĞ'DA CAN YAKTI PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Salı, 09 Mart 2010 11:58

Merkez üssü Elazığ'ın Karakoçan ilçesi Başyurt beldesinde saat 04.32'de meydana gelen depremde şu ana kadar 51 kişi öldü, 100'e yakın kişi yaralandı.

Devamını oku...
 
TÜRKİYE KAMU-SEN "GIDA TÜKETİM EĞİLİMİ" ARAŞTIRMASI PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Pazartesi, 08 Mart 2010 10:03
Türkiye KAMU-SEN Ar-Ge Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre, memurların yüzde 56'snın gıda alışverişindeki önceliğini ''maddi imkanlar'', yüzde 12'sinin önceliğini ise ''sağlıklı ve dengeli beslenme'' belirliyor.
Devamını oku...
 
KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN... PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Cumartesi, 06 Mart 2010 14:01

Dünyada kadınlar günü kutlanırken, tüm kadınların toplumda hak ettiği, layık olduğu yere gelmesi temennisini taşımaktayız. Bu tür özel günler, toplumların kanayan yarası haline gelmiş olan sorunların gündeme gelmesi, tartışılması açısından önemlidir. Bugün dünyada ve ülkemizde kadınlar bir çok açıdan sorunlar yaşamaktadırlar. Dünyada bir çok kadın türlü geleneksel nedenlerle cezalandırılırken, ülkemizde ise dışlanmışlık, eğitimsizlik ve istismarlarla karşı karşıya olan kadınların sorunları büyüktür.

 

Türk toplumunun % 25’ini 15-49 yaş grubu kadınlar oluşturuyor.

 

6 ve daha yukarı yaştaki her 100 kadından 25‘i okur yazar değil.

 

Her 100 kadından 14’ü ilkokulu bitirememiş.

 

Her 100 kadından 58’i ilkokul mezunu.

 

Kadın nüfusun sadece % 12’lik bir kesimi ortaokul ve daha üstü eğitim almış.

 

Her yıl 600 bin ile 800 bin arasında kız çocuğu zorunlu eğitim yaşına gelmelerine karşın okula gidemiyor.

 

Ülkemizde kadının işgücüne katılım oranı 1998’de % 35 civarındayken, bugün % 24.8’e düşmüş.

 

Erken yaş evliliği yapmış olan kadınların çoğunluğu tarım sektöründe ücretsiz aile işçisi olarak çalışmakta.

 

Seçme ve seçilme hakkını 1934’te elde eden Türk kadını parlamentoda ancak % 8.7 oranında temsil edilmekte.

 

Kız çocuklarının erken yaşlarda evlenmeleri ve özellikle akraba evliliği yapmaları, ülkemizde bebek ve anne ölümlerinin sayısını artırıcı bir etken.

 

Yukarıda sıralanan istatistiki veriler aslında kadın sorunları açısından neden değil, sonuçtur.

 

Ülkemizde kadınların asıl en büyük sorunu, medyada kadının ve cinselliğin istismar edilmesi, kadının bir mal gibi gösterilmesidir.

 

İlginçtir ki hiçbir kadın örgütü, kadın sorunu dendiğinde bu konuyu gündeme getirmemektedir.

 

Oysa kirlenmiş medyada, magazin programlarından, reklamlara, dizilerden, haber programlarına kadar her yerde kadın ve cinsellik unsuru ön plana çıkarılmaktadır.

 

Toplumda kadının hak ettiği yere gelmesi, kadını bir meta olmaktan çıkarıp, birey haline getirdiğimiz zaman mümkün olacaktır.

 

Böyle bir propaganda ile yetişen ve kadının cinsel bir öğeden başka bir şey olmadığı fikri bilinç altına yerleştirilen bir toplumda, eleştiri konusu ne yazık ki sorunun nedeni değil, sonuçları olmaktadır.

 

Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, kadınlarımızın da sorunun temeline inemediğini görmekteyiz. Cinselliği özgürlük olarak lanse eden bir düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkan bu durum, kadın sorunlarının da temelini oluşturmaktadır. Ama, bu konuyu gündeme getirenler de “geri kafalı”, “çağdaş zihniyetten uzak” gibi söylemlerle suçlanmaktadır. Ne acıdır ki, bu tür söylemlere kadın haklarını savunduğunu iddia eden bazı kesimler de destek vermektedirler.

 

Mustafa Kemal Atatürk; kadınları toplum içinde birer birey haline getirecek hukuki düzenlemeleri Avrupa’daki ve dünyadaki pek çok çağdaş ülkeden önce ülkemizde gerçekleştirmiştir. Yani kadınlarımızın toplumsal hayata katılmalarının, iş hayatına atılmalarının, erkeklerle aynı haklara sahip olmalarının önünde hukuki hiçbir engel bulunmamaktadır. Bugün kadınlarımızın önündeki en büyük engel, toplum içinde oluşmuş, sabit fikirler ve gelenek zannedilen yanlış inanışlar ile kadının cinsel bir öğe gibi gösterilmesini çağdaşlık zanneden zihniyetten başka bir şey değildir.

 

Kadınlarımız, Kurtuluş Savaşı’nda erkeklerle omuz omuza çarpışmıştır. Bu millet Nene Hatunları, Kara Fatmaları, Sabiha Gökçenleri, Halide Edipleri yetiştirmiş bir millettir. Türk toplumu kadını hiçbir zaman geri plana itmemiş, onları ailenin de toplumsal hayatın da odak noktasına yerleştirmiştir. Ama bugün, daha çocuk yaştaki kızlar, maddi çıkar karşılığında hiç tanımadığı insanlarla zorla evlendirilmekte, onlara söz hakkı, eşini seçme hakkı tanınmamakta, hatta, evlenmek istemediğinde hayat hakkı dahi tanınmamaktadır.

 

Kadın ve erkek bir vücudun dayandığı iki ayrı ayağı gibidir. Bunlardan herhangi biri toplumdaki işlevini yitirirse o vücut eksik, sakat kalır. Atatürk de "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir." diyerek, kadının toplum içindeki önemini ortaya koymuştur.

 

Geçmişte toplumumuz kısa bir cehalet dönemi yaşamıştır. Bugünkü kötü ve yanlış inanışların tamamı o zamandan kalmıştır. İşte o dönemde Türk kadını, toplumsal hayattan uzaklaşmış, birey olmaktan çıkmıştır. Kadını ikinci plana iten Türk toplumu da kendisini ayakta tutacak dinamiklerden birini kaybettiği için çökmüştür. Atatürk, bu dönemin izlerini silmek ve toplumumuzu yeniden ayağa kaldırmak için ön şartın kadınları yüceltmek olduğunu belirtmiştir. "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?" diyen Atatürk’ün izinden gideceksek, mutlaka kadınlarımızı yüceltmeliyiz.

 

Bugün de millet olarak bir travma yaşamaktayız. Bu travmanın ana sebeplerinden birisi yine kadının toplumdaki işlevini kaybetmeye başlaması, kadının bir ana; aileyi ve milleti ayakta tutan, birleştiren unsuru olduğunun unutulmasındandır.

 

Bugün dizilerde, reklamlarda kadını istismar eden, cinselliği kullanarak rant elde eden, bunu da çağdaşlık ve özgürlük olarak toplumumuza kabul ettirme gayretinde olan bir zihniyetle, Türk kadını çağdaşlık yolunda daha fazla yol kat edemez. Anne olmak her halde yapılacak işlerin en kutsalı, en şereflisidir. Peygamber Efendimiz (sav) “cennet anaların ayağı altındadır.” Hadisi ile dinimizin de kadına ve anneye verdiği önemi ortaya koymuştur.

 

Yine Peygamber Efendimiz’e (sav) biri sormuş: “Ya Resulullah, en çok kime iyilik ve ihsan etmeliyim?” Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuş, “annene!” .“Sonra kime” diye sorulduğunda 3 defa “annene” dedikten sonra dördüncü defa sorulunca “babana” demiştir. Ama ne yazık ki, toplumumuzun temel dinamikleriyle oynamak arzusunda olanlar, anneliğin mukaddesatını kadınlarımıza unutturmaya, toplumu bir arada, ayakta tutan aile yapısını parçalamaya çalışmaktadırlar. Bunun için de kadın hakları kisvesi altında, kadın haklarını yok eden düşüncelere önderlik etmektedirler.

 

Ülkemizin kanayan yarası terör sorununa parmak basan, gerçekleri gözler önüne sermek, kardeşin kardeşe nasıl kırdırıldığını anlatmak amacında olan bir televizyon dizisi için kampanya başlatılıp, yayından kaldırılırken; kadınlık onurunu ayaklar altına alan, her kadının maddi bir değeri olduğu izlenimi uyandıran, ahlaksız tekliflerle dolu diziler için neden hiçbir kadın örgütü tepki göstermez.? Neden, sabah kuşağı programlarında, kendisini sanatçı zanneden, artist bozmaları tarafından, kadınların bütün gün aşağılandığı, şiddet gördüğü, ahlaksızlığın diz boyu olduğu programlara kadın haklarını savunduğunu iddia eden örgütlerin bir tepkisi olmaz? Neden hep ana olmak, namuslu olmak, aileyi çekip çevirmek kötülenirken; toplumumuza, örf ve adetlerimize aykırı olan davranışlar yüceltilir?

 

Anne olmak, kadının birey olmasına engel midir? Elbette kadın isterse çalışmalıdır. Kadın okumalıdır, eğitim almalıdır. Kadın toplumun her kademesinde temsil edilmeli, her ortamda söz sahibi olmalıdır. Ama anne olmak da kutsaldır, çalışmayan kadın da toplumun bir bireyidir. Kadınların kişisel hak ve özgürlüklerini kullanmasına engel olacak hiçbir statü, hiçbir durum yoktur. Olmamalıdır. Atatürk’ün dediği gibi kadının hakkı yerlerde sürünmek değil, omuzlarda yükselmektir. Kadının omuzlarda yükselmesi ise onun reklamlarda, televizyonlarda cinsel bir meta gibi sunulması değil; statüsü, işi ne olursa olsun, kadına değer verilmesi, toplumda temsil edilmesi ve içtimai hayata katılması ile olur.

 

Gittikçe olumsuzlaşan ekonomik şartlar altında çalışan, evlat yetiştiren, yozlaşan kültürel şartlar karşısında vakarını bozmayan, Amine Hatunlardan, Nene Hatunlardan devraldığı iffet bayrağını dalgalandıran, çocuklarına helalden ve doğrudan başka bir şey öğretmeyen, Türk Milletinin temel direği anneler,

 

Bu vatan için çalışan, üreten ve savaşan bütün evlatların anneleri,

 

Kanlarıyla bayrakları bayrak yapan, mezar taşlarıyla bu vatana Türk mührünü vuranların anaları,

 

Bugün, saygı görmeyi, temsil edilmeyi, omuzlarda taşınmayı kuşkusuz dünyadaki her kadından daha çok hak ediyorlar.

 

Tüm kadınlarımızın kadınlar günü kutlu olsun.

 
 
 
 
ŞUBAT AYI ASGARİ GEÇİM ENDEKSİ PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Cumartesi, 06 Mart 2010 13:51

TÜRKİYE KAMU-SEN ARAŞTIRMA GELİŞTİRME MERKEZİ TARAFINDAN HAZIRLANAN ASGARİ GEÇİM ENDEKSİ

 

Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2010 ŞUBAT ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır.

Devamını oku...
 
ILO YÜKSEK TEKNİK KOMİTESİ'NDEN TÜRKİYE KAMU-SEN'E ZİYARET PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Çarşamba, 03 Mart 2010 17:19
ILO Yüksek Teknik Komitesi incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye geldi. Komite Türkiye’deki çalışma hay…
Devamını oku...
 
BENİ BU DERNEĞE KİM ÜYE YAPTI ! PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Salı, 02 Mart 2010 10:21

Yarınlara umutla bakabildiği, bir dünyada rahat ve huzur içerisinde, yaşayabilmek için, yıllarca ömür takviminin yapraklarını eskiterek emekli olan sevgili Kardeşlerimiz.

Devamını oku...
 
SENDİKAL HAKLAR İÇİN YÜRÜDÜK PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Pazartesi, 01 Mart 2010 09:47
Türkiye Kamu-Sen kamu çalışanlarının hakları için İstanbul’da geniş katılımlı bir protesto gösterisi yapt…
Pazartesi, 01 Mart 2010 09:51 tarihinde güncellendi
Devamını oku...
 
DÜNYA 18 YILDIR HOCALI KATLİAMINA SEYİRCİ KALIYOR ! PDF Yazdır E-posta
Yazar esra   
Cuma, 26 Şubat 2010 16:28
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ile Türk Dünyası İnsan Hakları Federasyonu Başkanı Abdulla…
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 163