- GİRİŞ
Önsöz:
Bu rapor 1 Ekim 2005 ila 30 Eylül 2006 tarihleri arasındaki gelişmeleri kapsamaktadır.
AB-TR ilişkileri:
Ekim 2005'te katılım müzakereleri başladı. Ekim 2006'da da tarama süreci bitti. Bilim ve Araştırma faslında müzakereler açıldı ve şartlı olarak Haziranda kapandı.
AB-TR ticaret hacmi 75 milyar Avro oldu. Her durumda AB, TR'ye Kıbrıs'la olan ulaşım sınırlandırmalarını ve malların nakli üzerine kısıtları hatırlattı.
TR'nin uzun dönemde; canlı sığır ve eti ile diğer hayvan ürünleri üzerine olan yasağı devam etti.
2006 Katılım Öncesi Mali Yardımları 500 milyon Avro oldu.
- İLERLETİLMİŞ POLİTİK DİYALOG VE POLİTİK KRİTERLER
Parlamento seçimleri sisteminde bulunan % 10 barajı hakkında kamu tartışması başladı.
Anti-terör yasası, ifade ve medya özgürlüğüne yasal sınırlandırma getirdi.
Askeri Ceza Kanunu, Temmuz 2006'daki yenilikle sivilleri yargılayamayacak. Bu mahkemelerdeki davalar yeniden ele alınabilecek.
MGK, 2 ayda bir kez değiştirilmiş şekliyle bir araya geldi.
Silahlı Kuvvetler, önemli politik etkilerde bulunmaya devam etti. Kıbrıs, sekülarizm ve Kürt sorunu gibi iç dış olaylar hakkında ileri gelen askeri erkanlar düşüncelerini açıkladı.
Yetkililer, yeni Ceza Kanununu uygulamaya yoğunlaştı. Adalet Bakanlığı, müfredatını yeniden yapılandırdı.
Mahkemeler, İnsan Hakları üzerine Avrupa Sözleşmesini (ECHR) uygulamaya devam etti.
Ceza Kanunuyla ilgili çeşitli maddeler bilhassa 301, şiddet içermeyen ifadeleri sınırlandırdı.
Hakimlerin ve savcıların performansını değerlendiren yargıçlar, Yüksek Kurul'dan fazla Adalet Bakanlığına bağlı. Hakimlerin kariyerine siyaset etkisi var.
Rüşvet devam ediyor. Adalet ve diğer kamu sektöründe; son zamanlardaki gayretlere rağmen rüşvet devam ediyor. Anti-rüşvet yasaları zayıf.
Sivil ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne yapılan 2nci isteğe bağlı protokol olan ve ölüm cezasını kaldıran maddeler Mart 2006'da kabul edildi. 27 Ekim'de revize edilmiş Avrupa Sosyal Şartı madde 5 ve 6, madde 2nin 3üncü paragrafı ve madde 4ün 1nci paragrafı çekinceli olacak şekilde kabul edildi. Engellilerin hakları ve çocuklar ile gençlerin korunma hakları hakkındaki çekinceler ise kaldırıldı.
Kamu yetkililerinin ayrımcılık yapmasını yasaklayan 12 nolu protokolü de içeren 4 ek protol onaylanmadı. BM İşkence karşıtı isteğe bağlı protokolünün eki de kabul için beklemekte. Katılım için temel önceliğe sahip bunlar.
Öcalan (Bay, sayın gibi nitelemeler yok) davasıyla ilgili olarak mahkemeler yerel yazarların davanın yeniden görüşülmesi istemini reddetti. Gelecek toplantıda, Bakanlar Kurulu İstanbul mahkemesinin verdiği kararın nedenlerini değerlendirecek.
Mülkiyet hakkına ilişkin olarak; Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu Xenides- Arestis ile Türkiye davasını ele aldı. Bu başvuruyla alakalı olarak tazminatın ödenmesi istenmektedir.
Gözaltında kötü muamele ve işkence azalarak devam etti.
Adli tıbbın bağımsızlığının güçlendirilmesi gerekir.
Gözaltı sayısı 2003'ten bu yana artarken ceza muafiyeti karşı mücadele düşündürücüdür. Güneydoğuda insan hakları ihlalleri, ceza muafiyeti sorunu ve tutukevleri-dışı olaylar devam etti.
Hapishanelerin altyapısı güçlendirildi. Gardiyanlara eğitim verildi. Fakat hala psikolojik sorunlarla mücadele, kalabalık hücreler, yetersiz sağlık bakımı ve toplumsal etkinliklerin olmayışı gibi sorunlar var. Hapishane personelince yapılan kötü muameleler var.
Türkçe dışı diğer dillerde yerel ve bölgesel olarak yayınlarda ilerleme var.
Türklüğe, Cumhuriyete, devlet kurum ve kuruluşlarına şiddet içermeyen hakareti cezalandıran 301inci madde yürürlüktedir. Gazeteciler, yazarlar, Basın-yayıncılar, akademisyenler ve insan hakları savunucuları devamlı surette bu madde kapsamında yargılanmaktalar.
Ermeni kimliği üstüne yazdığı seri yazılarda Türklüğü aşağıladığı için ceza kanunun 301inci maddesince Gazeteci Hrank Dink, 6 aylık iptal edilmiş hapis cezası aldı. İfade özgürlüğü hala Avrupa standardlarında değil ve bu özgürlüğü, şimdiki yasal çerçevede garanti altına almıyor.
Derneklerin bağımsızlığı konusunda yasal çerçeve genellikle uluslar arası standardlarda. Ancak derneklerin yurtdışından finanse edilmesi konusunda zorluklar var. Derneklerden farklı olarak vakıflar, uluslar arası örgütlerce fonlanan projeler için izin almak zorundalar.
Derneklerin kayıtlandırılmasında sorunlar var. Diyarbakır Protestan kilisesinin ve Yehova Şahitlerinin dernek kurma istekleri mahkemede reddedildi.
Kürtçe etkinlik ve Kürt arşivi, müzesi ve kütüphanesi kurma amaçlı bir Kürt derneği Diyarbakır mahkemesince kapatılmaya mahkum edildi. Geçmişte gey ve lezbiyen dernekleri de bazı güçlüklerle karşılaştılar.
Siyasi partiler içinde DEHAP ve HAKPAR gibi partiler hakkında davalar hala devam ediyor.
Sivil toplum örgütleri eskiye göre daha sesli ve daha örgütlüler. Bilhassa yeni dernekler yasasının kabulünden beri.
Din özgürlüğü alanında ibadet etme özgürlüğüne genelde saygı duyulmaktadır. Ancak bazı şahsi belgelerde zorunlu dini kimlik gösterimi Nisan 2006'da kaldırılmasına rağmen bu belgeler hala dinle ilgili bilgi içerip ayrımcı uygulamaya potansiyel yaratmakta. Dahası, gayri-müslüm topluluklar yasal kişiliğe sahip değil.
"Büyükada Rum Kızları ve Oğlanları Yetimhanesi" üzerine raporlara rağmen halen burası Vakıflar Genel Müdürlüğünün kontrolündedir.
Ruhbanların eğitimi ve yurtdışından gelen ruhbanların çalışması üzerine sınırlandırmalar vardır. Özel yüksek din eğitimi yapılmasını, Türk mevzuatı sağlamıyor. "Rum Ortodoks Halkı" (Heybeliada) yüksekokulu kapalıdır. Ekümenik Patriklik başlığının kamusal kullanımı hala yasaktır.
Diyanetin ve yerel yetkililerin hutbeleri ila yayınları bazen din değiştirmeye karşı düşmanca olmaktadır. Ruhbanlara ve ibadethanelere saldırılar rapor edilmiştir. Süryanilere çeşitli saldırılar oldu.
Alevi topluluğun durumuna ilişkin hiçbir gelişme yok. Aleviler, Cem Evi açmada zorlukla karşılaşıyor. Cem evleri ibadethaneden sayılmıyor ve yetkililerce fonlandırılmıyor. Alevi çocuklara zorunlu dini eğitim veriliyor.
İbadethanelere genelde saygılı olunuyor. Ancak Aleviler bu konuda ayrımcılıkla yüz yüze kalıyor.
Pek çok günlük gazete ve TV kanalı kızların eğitimi üzerine kampanya düzenliyor. Kadınlara yönelik namus cinayetleri ve ayrımcılık bilhassa güneydoğu ve doğuda devam ediyor. Kadın intiharları daima iyice araştırılmıyor. Kadınlar için yeterli bakım ve barınma yerleri yok. Nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelerde olmak zorunda.
Çalışma hayatında kadınların oranı OECD içinde en düşük durumda.
Çocuk hakları hususunda çocuklara eğitim hakkı bilhassa kızlara bazı bölgelerde sorundur. Çocuklara SHÇEK'e bağlı kurunlarda kötü muamele var. Çocuk işçiliği, fakir çocuklar önemli sorunlar.
Akıl sağlığı bakımı kırsal kesimde zayıf.
Sendikal haklar üzerine verilen rapor hakkında hiçbir gelişme yok. Bu alanda hükümet, 2 yasal öneriyi sosyal ortaklara iletti. Bunda amaç, yeni uygulanacak olan yasaların iyileştirilmesiydi. Ancak hiçbir gelişme yapılmadı ve hiçbir yasal girişimde bulunulmadı.
Sonuç olarak şimdiki önemli eksiklikler örgütlenme ve grevli toplu sözleşme hakları üzerinedir. Sektörel ve şirket düzeylerinde toplu sözleşme yapabilmek için eşikler bulunmaktadır. Sendikalara üyelik süreci ağır işlemektedir. Gazeteciler, örgütlenme ve toplu sözleşme konularında özel sorunlarla karşı karşıyadır.
TR, hala ILO standardlarını karşılayamamaktadır. Bilhassa 87 ve 98'i karşılamada eksiklikleri vardır. Avrupa Sosyal Şartının 2006 Eylülünde kabul edilmesine rağmen madde 5 ve 6da çekince vardır.
Nisan 2006'da ÇSGB, Gıda-İş Sendikasına karşı, seçilmiş temsilcilerin 10 yıllık çalışması olmadığı nedeniyle dava açtı. Sendika dava sonunda kapatıldı ancak Temyiz mahkemesince karar bozuldu.
TR'nin azınlık haklarına yaklaşımı değişmemiştir. Türk yetkilişler 1923 Lozan'ı temel alarak azınlıkların gayrı müslümler (Yahudi, Ermeni, Rum) olduğunu belirtmektedir. Ancak TR'de ilgili uluslar arası ve Avrupa standardları ışığında başka azınlıklar da vardır. Azınlık eğitimi, dilleri, azınlıkların topluma katılımı, anadilde yayın gibi alanlarda Ulusal Azınlıklar Yüksek Komitesi ile diyaloğa girilmeli. TR, Bölgesel veya Azınlık Dilleri Avrupa Sözleşmesini imzalamadı.
Süryanilerin mülkedinmesindeki zorluklar üzerine hiçbir gelişme yok. Türk vatandaşlığını kaybedenler, arazi kaydını alamamakta.
Rum azınlık hala sorunlarla karşılaşıyor. Eğitim ve mülkedinmede sorunları var. Gökçeada ve Bozcaadadaki azınlık mülkleri haczedilmiştir.
Kültürel haklar bağlamında Diyarbakırdaki iki yerel TV kanalına ve Ş.Urfadaki bir radyoya Kürtçe yayın izni verildi. Ancak, zaman sınırlaması getirildi. Şarkı dışındaki yayınlar Türkçe altyazılı olmalı. Bu da yayını zorlaştırmakta. Kürtçeye yönelik eğitsel yayınlara izin verilmemekte.
TRT, Kürtçe de dahil 5 dilde zaman ve kapsam limitli yayınlar yapıyor.
Türk okullarında azınlık çocukları kendi dillerini öğrenemiyor. Anadilde eğitim bazı özel kurumlarda yapılabiliyor. 2004'te bu kurumlar kapandı. Bu nedenle bugün Kürtçe öğrenmek olanaksız.
Anadili olarak Kürtçe kullanan HAKPAR partisinin davası devam ediyor.
Terör saldırıları sonucu oluşan kayıpların telafisinde gelişme var.
AB'nin terör listesinde yer alan PKKnın saldırıları başladığından, Güneydoğudaki durum kötüleşti. Kasım 2005'ten Haziran 2006'ya kadar 774 saldırı vakası oldu. 44 asker, 5 polis ve 13 sivil kaybedildi.
Bazı PKK teröristi cenazelerinde kargaşa çıktı ve Diyarbakırdan diğer illere sıçradı. Silahlı kuvvetler bu kargaşalarda halka aşırı şiddet uyguladı. 700 kişi tutuklandı ve bazı kötü muameleler görüldü.
Engeller ve kontrol noktaları konuldu.
Şemdilli olaylarını inceleyen komite henüz raporunu yayınlamadı.
Güneydoğudaki sosyo-ekonomik durum kötü ve bu konuyla ilgilenecek bir kapsamlı plan yok. Başbakan Erdogan'ın "Kürt Sorunu" nitelemesine çözüm izlenmedi. Yetkililerle yerel siyasiler arasında diyalog yok.
Terörden dolayı göçenlerin durumunun düzeltilmesinde gelişme yok. Hacettepe Unıversitesi bu konuda analiz yaptı ancak sonuçların yayınlanması engellendi.
Çingenelere ilişkin olarak yerleşim yasası kabul edildi. Bilgi Üniversitesine göre 2 milyon civarında çingene var. Zorla yer değiştirmeye maruz kalıyorlar. Tarihi mahallerin kentsel-yenilenme projeleri, çingenelerin yerlerini (Ankara-Çinçin, Zonguldak-Ere, İstanbul- Sulukule) terk etmelerine neden oldu.
2 çingene federasyonu kuruldu. Sorunlarının çözümünde yardımcı olacak STK projeleri yürütüldü. TR, kültürel çeşitlilik ve azınlıklara saygı anlamında az bir gelişme kaydetti.
Ankara Anlaşması protokolünce Kıbrıs Cumhuriyetiyle ikili ilişkilerin normalleştirilmesi gerekmektedir. Malların serbest dolaşımı ve ulaşım üzerine kısıtlar kaldırılmalıdır. Pek çok kereler BM destekli gayretlerle Türkiye, soruna çözüm aradı. Kıbrıs Cumhuriyeti bandıralı gemilerin ve uçakların liman ve alanlara girişi engelleniyor.
Pek çok kereler TR Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, ek protokolün, Kıbrıs Türk Kesimine olan izolasyon kalkmadıkça uygulanmayacağını ifade etti. AB temsilcileri, sıklıkla Türk hükümetinin, protokolü uygulamasının yasal bir mecburiyet olduğunu ve Kıbrıs Türk kesiminin durumuyla ilişkilendirilmemesi gereğini ifade etti.
Türkiye ve Yunanistan karşılıklı iyi niyet yaklaşımına devam etmektedir. Eskişehirdeki ile Larissadaki yetkililer arasında "birleşik hava operasyon merkezi" arasında direk irtibat tahsis edildi.
Havada meydana gelen ve bir Yunanlı pilotun ölmesiyle alakalı olay iki ülkeyle ortak araştırılıyor.
1995'te Türk meclisince kıta sağhanlığı üzerine kabul edilen "Casus Belli" referansı hala değiştirilmedi.
- EKONOMİK KRİTERLER
Hükümet büyük oranda makro-ekonomik istikrarın sağlanmasını ve yapısal reformları başarmıştır.
2006'nın ilk 6 ayında yıllık gayri safi hasıla büyümesi 2005'te ulaşılan % 7,4 değerinden % 7'ye düştü.
Cari açık bu sürede %6,3'ten % 7'ye çıktı.
Yüksek büyümeye rağmen az iş yaratılmıştır. İşsizlik oranı %8 - %10 arasında değişmektedir.
En düşük işsizlik oranı tarım sektöründedir. Bu sektör maaş almayan aile içi işçileri içermektedir.
Ağustos 2006'ya kadar tüketici fiyat enflasyonu % 10 civarına yükseldi.
Geçen yıl Merkez Bankası, başarılı bir şekilde enflasyonu frenleyebildi.
Mali transparanlık (açıklık) geliştirildi.
Özelleştirme, Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın % 2,8'i oranında 2005'te gerçekleşti. En geniş özelleştirme, Tüpraş rafinerisi, çelik ve Erdemir demir tesisi üzerinde gerçekleşti. Türk telekomun özelleştirilmesi tamamlandı.
Mülkiyet haklarını da içeren yasal düzenleme uygulamadadır. Düzenlemelerin kabulündeki süreç çok uzun zaman dilimi almaktadır. Yasaların uygulanması daha geliştirilmelidir.
Bankacılık sektörü kayda değer şekilde güçlendi ve mali aracılık sektörü iyice gelişti.
Borsa son yıllarda gelişti ancak listede 289 şirket kalmasından dolayı küçük kalmaktadır.
Yeni Bankacılık yasasından mali sektörün denetimi yararlanmıştır.
İş ve yatırım iklimi, yapısal reformların ve istikrarın sonucunda tedricen gelişmektedir.
Eğitim üzerine harcamalar arttı ve bazı reformlar insan sermayesi alanında yapıldı. 2006'da %12,4 oranında eğitime kaynak aktarıldı. 2004'te bu oran %8,8 idi.
Gelire, cinsiyete ve bölgesel farklılıklara göre eğitim kalitesinde farklılık bulunmaktadır. Ortalama bilgi seviyesi halen ortadereceli okullarda düşüktür. Kalitedeki zayıflık, tranparan (açık) olmama ve yüksek eğitime katılım hala sorunludur.
İç ve dış finansmanlı yatırımlar güçlü biçimde artmıştır.
Demir ve kara yolları ile alakalı önemli gelişme olmamıştır.
Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattı enerji alt yapısı için önemli bir ilave olmuştur.
Mart 2006'da cep telefonu nüfuzu % 64'e çıkmıştır.
İnternet kullanıcısı nüfusun %2'sine yükselmiştir.
Ar-Ge üzerine harcamalar düşük kalmıştır.
İstihdamda, tarımın payı 2005 süresince % 33'den %26'ya azalmıştır.
Endüstride iş yaratılmış toplam iş gücünün bu sektördeki payı %18'den %26'ya çıkmıştır.
KOBİler istihdamın %75'ini karşılamaktadır. Ancak KOBİlerin yalnızca mali isteklerinin %10'u bankalarca kredilendirilmektedir.
Devlet yardımlarının izlenmesiyle ilgili hiçbir gelişme yapılmadı.
AB'ye yapılan ihracat, 2004'teki % 54,5 değerinden % 52,4'e düşmüştür. Diğer piyasalara yapılan ihracat ise daha fazla artmıştır. AB'den yapılan ithalat ise %46,6'dan %42,2'ye düşmüştür. AB, TR'nin en büyük ticari ortağı olarak kaldı ancak diğer piyasalar da önem kazanıyor.
4.ÜYELİK GEREKLİLİKLERİNİN YÜKLENİLEBİLİRLİĞİ
Fasıl 1 : Malların Serbest Dolaşımı
Genel ilkeler üzerine sınırlı gelişme yapıldı.
TSE, Avrupa Standardlarına bağlı kalarak standardlandırmayı geliştirdi.
Ürün kontrol sertifikaları kısmi olarak çeşitli sektörlerde katılım ortaklığı belgesiyle uyuşmuyor. Bu durum TR'nin Gümrük Birliği zorunlulukları açısından teknik bir engel teşkil etmekte.
TR, Kıbrıs bandıralı gemi ve uçakları reddetmeye devam ediyor.
Fasıl 2: İşçilerin Serbest Dolaşımı
Çalışma piyasalarına katılmada hiçbir gelişme olmadı.
Sosyal güvenlik sistemi düzenlemesiyle ilgili olarak yeni reformlar iş ve sosyal güvenlik haklarını yabancılar açısından düzenlemektedir. TR'de yaşayan yabancı uyruklular bir yıldan beridir "Evrensel Sağlık Sigortası Yasasına" tabiidir.
Fasıl 3: Yerleşme Hakkı ve Hizmet Sunma Özgürlüğü
Yerleşme hakkı alanında yeni gelişme kaydedilmemiştir.
Bazı sektörlerde yabancı uyruklular şirketleri TR'de kurulmuş olsada hizmetlerden yararlanamamaktadır.
Sınır ötesi hizmet temini hürriyeti hususunda özel gelişmeler görülmemiştir.
Posta hizmetleri alanında özel bir gelişme yok. PTT ile yasal bir tek kutupluluk devam etmekte.
Fasıl 4: Sermayenin serbest dolaşımı
Sermaye hareketliliği ve ödemeler alanında hiçbir gelişme kaydedilmemiştir.
Gayrimenkul alanında yeni kabul edilen mevzuat bir adım geriye götürmüştür. Yabancıların mülk edinmesine değiştirilmiş Tapu Kanununda daha sıkı sınırlandırmalar getirilmiştir.
Bakanlar Kurulu, kamu çıkarını ve ulusal güvenliği korumak amacıyla, belli bir arazi parçasının satışına sınırlama getirebilir.
Para aklamayla mücadelede mevzuat düzenlenmesi husunda hiçbirşey yapılmadı.
Fasıl 5: Kamu alımları
Çok sınırlı bir gelişme sağlanmıştır.
Sektörel istisnaların getirilmesi nedeniyle özellikle kamu ihale mevzuatının dar şekilde uygulanır olmasından dolayı Türkiye'deki kamu ihale sistemi zayıflamıştır. Kamu İhale Yasasıyla kurulan idari yapı kapasitesi yetersizdir.
Fasıl 6: Şirketler Hukuku
Bu alanda hala onaylanmamış olan yeni Türk Ticaret Yasası nedeniyle Türkiye'nin yasal çerçevesinin uyumlaştırılmasında herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir.
Muhasebe alanında bazı ilerlemeler sağlanmıştır. Türk Muhasebe Standartları Kurulu bu zamana kadar neredeyse bütün Uluslararası Muhasebe Standartları ile Uluslararası Mali Raporlama Standartlarını kabul etmiştir. Ancak, bunlar yasal olarak bağlayıcı olmadığı gibi, Türk şirketleri tarafından da genelde uygulanmamaktadırlar.
Denetim alanında sınırlı ilerlemeler kaydedildi. BDDK denetim prensiplerine ilişkin uygulama mevzuatını kabul etmiştir.
Fasıl 7: Fikri Mülkiyet Yasası
Telif hakları ve ilgili diğer haklar konusunda uyum açısından sınırlı bir gelişme kaydedilmiştir.
Uygulamada Bandrol Uygulamalarının İlke ve Prosedürüne İlişkin Tüzük değiştirilerek, bandrollerin yapıştırılmasını kolaylaştıran gerekli şartlar sağlanmıştır.
Fikri ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tesciline ilişkin Tüzük yayınlanmıştır. Böylece bazı eserlerin, korunabilmeleri için kayıt edilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu durum, Roma Konvansiyonuyla çelişmektedir.
Türk kitap ve müzik piyasasının büyük kısmı korsan satıcılara aittir.
Fasıl 8: Rekabet Politikası
Karışık bir ilerleme mevcuttur.
Şirket birleşmeleri dahil anti-emanet (tröst) alanında mevzuat uyumu bakımından ilerleme kaydedilmiştir. Rekabet Kurumu motorlu taşıtların dağıtımında blok muafiyete ilişkin mevzuatını müktesebat ile uyumlu hale getirmiştir. Bu alanda müktesebatla ayni doğrultuda kalınmıştır.
Rekabet Kurumu şirket birleşmelerinin kontrolünde aktif bir rol oynamayı sürdürmektedir. Bu durum özellikle piyasa aktörleri bakımından görünürlüğü daha yüksek olan özelleştirme davalarında önem taşımaktadır.
Fasıl 9: Mali Hizmetler
Bankacılık alanında bazı gelişme sağlandı.
Yürürlüğe giren yeni Bankacılık Kanunu ana teşebbüsler için azami kredi limitini AB standartlarına uygun biçimde azaltmıştır. Ayrıca yeni kanunla riske dayalı denetim getirilmiş, yeminli banka denetçilerinin yerinde denetim konusundaki tekeli kırılmış ve mali sektördeki denetim kurumları arasında işbirliğini artırmak amacıyla bir mali sektör komisyonu kurulmuştur.
Sigorta ve ek emeklilik alanlarında bazı ilerlemeler görülmektedir. Sigorta, reasürans ve meslek sigortası şirketleri için yeni bir borç geri ödeme rejimi kabul edilmiştir.
Türkiye Bankalar Birliğinin yeni tüzüğü, yabancı bankalara karşı olan ayrımı sonlandırmaya niyetli olduğundan olumlu gelişmeler yapmıştır.
Fasıl 10: Bilgi Toplumu ve Medya
Elektronik iletişim ve bilgi teknolojisi alanında bazı gelişmeler yapıldı.
112 Avrupa tek acil çağrı numarası tek acil hizmet numarası olarak atandı.
Türk Telekomun büyük payı özel sektöre satıldı. Mayıs 2006'da Telsim Vodafone'a verildi.
Yeni Ceza Kanunun hizmete girişi ve mevzuattaki gelişmelere rağmen ifade özgürlüğü hala garanti altında değildir. Hakaret, hapis cezası gerektiren bir suçtur.
Radyo ve Televizyon Yayınlarının Kuruluşuna ilişkin Kanun, tanımlar, yetki, yayın alma özgürlüğü, başlıca olaylar, bağımsız eserlerin teşviki ve yabancı sermayenin televizyon kuruluşlarındaki payına ilişkin kısıtlamalar bakımından sorunlar yaratmaktadır. Yayıncılık sektörünün idaresi hususunda, RTÜK frekansların yeniden tahsisini ve geçici lisansların etkin şekilde gözden geçirilmesini sağlayamamıştır.
Radyo/Televizyon yayınlarına erişim hususunda, Türkçe dışındaki dillerde yapılan yayınlar alanında yerel ve bölgesel düzeyde ilerleme sağlanmıştır. Ancak, Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkındaki Yönetmelik (2004) uyarınca, televizyondaki yayınların süresi günde 45 dakikayı ve haftada toplam 4 saati geçememektedir.
Radyodaki yayınların süresi günde 60 dakika, haftada toplam 5 saat ile sınırlandırılmıştır.
Radyo Televizyon Üst Kurulu Mayıs 2006'da müzik ve sinema eserleri söz konusu olduğunda kısıtlamaları kaldırma kararı almıştır. Ancak, söz konusu karar yayıncılara resmi olarak duyurulmadığından, yayıncılar cezalandırılma korkusuyla eski sınırlamaları aşmaktan imtina etmişlerdir.
Haberler ve güncel olaylar süre sınırlamalarına tabi olmaya devam etmektedir. Canlı yayınlar yasak olmamakla birlikte uygulamada tüm yayınları altyazı veya yayının hemen akabinde Türkçe tercümesini yayınlama yükümlülüğü bulunması bunu çok güç hale getirmektedir.
Yayınlar, Kürtçe dilinin öğretilmesine ilişkin eğitim programları şeklinde veya çocuklara yönelik olarak yapılamamakta olup, Türkçe altyazıyla verilmek zorundadır. Bu yönetmeliğe karşı açılan ve halen karara bağlanmamış bir temyiz davası bulunmaktadır. On iki başvuru arasında üç medya kuruluşu gerekli izni almış ve çeşitli Kürt lehçelerinde yayınlara başlamıştır
Ulusal düzeyde TRT Bosnaca, Arapça, Çerkezce, Kırmençe ve Zazaca yayın yapmaktadır. Ancak bu yayınlar haftada 5 günle ve günlük 30-35 dakikayla sınırlıdır. Yalnızca haber, spor, müzik ve belgeselleri kapsamaktadır. Çocuk programları yoktur.
Fasıl 11: Tarım
Düzensiz bir ilerleme söz konusudur.
Ulusal Çiftçi Kayıt Sistemi AB düzenlemeleriyle uyumlu değil.
İkili ticaret ilişkileriyle alakalı olarak temel sorun; ikili zorunluluklara muhalefet şeklinde canlı hayvan ve sığır eti ticareti hususunda konulan Türk teknik engelleridir.
TMOnun buğday unu ihracatını destekleme mekanizmaları özel bir dikkat gerektirmektedir. İç pazar fiyatı ile ihracatçıların unu satın aldıkları fiyat arasındaki fark yasaklanmış ihracat desteği olarak kabul edilmektedir. Buna ilaveten, buğday unu ihracatını destek mekanizması ile bu mekanizmanın Türkiye'nin DTÖ yükümlülükleriyle olan tutarlılığına özel dikkat gösterilmesi ihtiyacı bulunmaktadır.
Tarımsal Kalite politikalarında hiçbir gelişme gözlenmedi. Organik tarımda biraz gelişme var.
Fasıl 12: Gıda Güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası
Mevzuatta AB yasaları doğrultusunda bir yenilenme kabul edilmemiştir.
Büyükbaş hayvanların kayıt ve kimliklendirilmesi ile hayvan hareketleri müktesebata uygun olarak yapılmak zorundadır.
Hayvan sağlığı konusunda hiçbir gelişme rapor edilmedi.
Gıda ve yem ürünlerinin piyasaya sürülmesine ilişkin kurallar hakkında önemli bir ilerleme kaydedilmemiştir. Tarımsal gıda tesislerinin büyük bölümünün AB hijyen şartlarını karşılayabilmek için geliştirilmesi gerekmektedir.
Bitki sağlığı hususunda sınırlı gelişme yapıldı. TR, gübre kalitesi, bitki sağlığı, bitki koruma ve karantina mevzuatları konularında düzenleme yapmadı.
Gıdayla ilgili özel kurallar konusunda ise, etiketleme, sunuş ve reklam, katkılar ve saflık kriterleri, öz çözücüleri, hızla dondurulmuş yiyecekler ve ışınlanmış gıdalara ilişkin düzenlemeler büyük ölçüde müktesebatla uyumludur ve uygulanmaktadır. Maden suları konusundaki uyum iyidir. Hijyen ve resmi kontroller alanındaki müktesebatın uygulanması sınırlıdır. Gıda maddelerinin ve paketleme malzemelerinin piyasa kontrolleriyle ilgili tüzük tam uyumlu değildir.
Fasıl 13: Balıkçılık
Müktesebata uyum için balıkçılık alanında TR, önemli bir gelişim göstermedi.
Balıkçılık sektörünün idari yapısı sınırlı kapasite ve farklı bakanlıklar arası geniş selahiyetlerden dolayı yetersiz kalmaktadır.
Fasıl 14: Taşımacılık Politikası
Karayolu taşımacılığında mevzuat bakımından gelişme görüldü.
Uluslararası filo Topluluk müktesebatı gereklerine çoğunlukla uygun şekilde ruhsatlandırılmıştır. Bununla birlikte, ulusal filonun ruhsatlandırılması tamamlanmamıştır.
Geçiş ücretleri ve vergiler üzerine olan mevzuat değişiklik istemektedir.
Raylı taşımacılık konusunda gelişme yoktur. TCDD devlet demiryolu şirketi olarak tek kutupluluğunu elinde bulundurmaktadır ve kamu desteğine ihtiyaç duymaktadır. Altyapısının baştan başa modernizasyonu gerekmektedir.
Türkiye'de Topluluk müktesebatı kapsamına giren iç suyolu taşımacılığı bulunmamaktadır.
Havayolu taşımacılığıyla ilgili bazı gelişmeler rapor edilebilir. Özerk kaza araştırma heyeti kuruldu. Ancak TR, "yatay havacılık anlaşması" müzakerelerine başlamadı.
Deniz taşımacılığında mevzuatta iyi gelişmeler rapor edilebilir. Bilhassa güvenlik alanında idari kapasite güçlendirilmiştir.
Kıbrıs bandıralı ve/veya işletimindeki deniz taşıtları ile son durağı Kıbrıs olan deniz taşıtlarının Türk limanlarına erişimine yönelik bir ilerleme kaydedilmemiştir. Türk ulusal hava sahasını kullanmayı amaçlayan Kıbrıs hava araçlarına uygulanan kısıtlamaların kaldırılması konusunda, ayrıca Türk ve Kıbrıs sivil havacılık makamları ve hava yönlendirme hizmet sunucuları arasındaki haberleşme kısıtlamalarında ilerleme olmamıştır.
Fasıl 15: Enerji
Arz güvenliği konusunda hazırlıklar oldukça ileri seviyededir. Ancak, Türkiye'nin petrol stokları AB yöntemlerine göre hesaplanmamaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı faaliyete geçmiştir.
İç enerji piyasasında bazı gelişmeler yapıldı. Dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi süreci üç bölgede başlamıştır. Elektrik talebi tahminleri ve sınır ötesi elektrik ticareti konularında uygulama yönetmelikleri kanunlaştırılmıştır. Kaçak kulanım da dahil olmak üzere yüksek elektrik kayıpları devam etmiştir.
Türkiye henüz Enerji Nakli Koordinasyon Birliği üyesi değildir. Türkiye güneydoğu Avrupa'da bölgesel bir enerji piyasası oluşturan Enerji Topluluğu Antlaşmasını imzalamamıştır.
İç doğalgaz piyasası hakkında yeni uygulama mevzuatı kabul edilmemiştir. Bazı özelleştirmeler yapılmıştır. Devlet şirketi BOTAŞ mevcut sözleşmelerini devretmemiştir ve tekel konumunu korumaktadır. Bu alanlarda genel uyumlaştırma süreci ilerlemektedir, ancak uygulama yavaş ilerlemektedir.
Kömür endüstrisine devlet yardımları konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Bu alanda uyum düşük seviyededir.
Enerji verimliliği alanında gelişme kaydedilmemiştir. Türkiye bu konunun geliştirilmesine yönelik hukuki bir çerçeveye sahip değildir. Yenilenebilir enerji kaynakları konusunda bazı ilerlemeler sağlanmıştır.
Nükleer enerji alanında, Türkiye'nin Topluluk müktesebatı gereklerine uyum kapasitesi oldukça gelişmiştir. Türkiye'de henüz nükleer enerji üretim santrali bulunmamakla birlikte, 2020 yılına kadar 5000 MW'lık kapasite inşasını teşvik planı açıklamıştır.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu TAEK'in özerkliği dikkat gerektirmektedir. Gözetim sorumlulukları, araştırma ve nükleer enerjinin teşvikinden ayrı tutulmamıştır.
Türkiye, nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma alanlarında kayda değer bir uyum seviyesine ulaşmıştır.
Türkiye, Euratom'un Ocak 2006'da taraf olduğu 'Kullanılmış Yakıt İdaresi Güvenliği ve Radyoaktif Atıkların İdaresi Güvenliği'ne dair Birleşik Konvansiyona taraf olmamıştır.
Fasıl 16 : Vergilendirme
Doğrudan olmayan vergilendirmede sınırlı gelişme oldu. Mevzuat kısmi olarak düzenlendi.
Tekstil ürünlerinden %8'lik düşük oran alarak TR, müktesebattan biraz daha uzaklaştı.
Doğrudan vergilendirmede sınırlı gelişme oldu.
İdari İşbirliği ve Karşılıklı Yardım alanında az bir ilerleme kaydedilmiştir.
Fasıl 17 : Ekonomik ve Parasal Birlik
Parasal politika alanında Türkiye sınırlı düzeyde ilerleme kaydetmiştir. Türkiye, kamu kurumlarının finansal kuruluşlara ayrıcalıklı erişim imkanlarını yasaklayan yeni bir mevzuat kabul etmiştir.
Merkez Bankasının, Avrupa Merkez Bankaları Sistemine, AB üyelik tarihi itibarıyla entegre edilmesiyle ilgili kural ve yapıları henüz kabul etmemiştir. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve kamunun finansmanının yasaklanması ile kamu kesiminin finansal kuruluşlara ayrıcalıklı erişiminin yasaklanması alanlarında bir miktar ilerleme rapor edilebilir.
Para politikası alanında Türkiye ilerleme kaydetmiştir.
Ekonomik politika alanında bir miktar ilerleme rapor edilebilir.
Merkez bankasının bağımsızlığı tam değildir.
Kamu kesiminin parasal bakımdan finanse edilmesinin önlenmesine ilişkin mevzuat ve kamu kurumlarının finansal kuruluşlara ayrıcalıklı erişiminin yasaklanması müktesebatla uyumlu değildir.
Ekonomik etki değerlendirmelerinin ve verimli koordinasyon ve işbirliğinin mevcut olmaması ekonomik politikanın etkinliğini azaltmaktadır.
Fasıl 18: İstatistik
Yeni istatistik kanunu kabulüyle TR, müktesebata uyumda oldukça iyi gelişim kaydetti.
Bu kanunla, Türkiye İstatistik Kurumunun eşgüdüm rolü güçlenmiştir.
Sınıflandırma alanında dikkate değer bir ilerleme kaydedilmiştir.
Fasıl 19: İstihdam ve Sosyal Politika
İş Kanunu hususunda ilerleme kaydedilmedi. Bazı yönergelerin Türk mevzuatına aktarımında eksiklik vardır.
TR'nin çocuk işçiliğini azaltma üzerine gayretleri ILO'nun desteğiyle devam etmelidir.
İş hayatında sağlık ve güvenlikle alakalı müktesebata iyi derecede uyum vardır. Geçen yılki eksikler devam etmektedir.
Bu alandaki diğer direktifler yürürlükte olmakla birlikte, özellikle, Çerçeve Direktifinin aktarımına ilişkin mevzuat halen askıdadır. Mevzuat ne özel sektör ne de kamu sektöründe çalışanların tümünü kapsamaktadır.
Kamu kurumları, sosyal ortaklar ve diğer ilgili kuruluşlardan oluşan danışma organı niteliğindeki Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi, iş sağlığı ve iş güvenliği alanında ulusal bir politika benimsemiştir. Rapor dönemi süresince, iş sağlığı ve iş güvenliği alanındaki mevzuatın yürürlüğe konması ve uygulanmasına yönelik faaliyetler sürmüştür. Ancak, bilinçlendirme, eğitim ve teftiş kurumlarının kapasitesinin güçlendirilmesi (iş ve sosyal güvenlik teftişi) dahil olmak üzere, bu yönde daha fazla çabaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Sosyal diyalog alanında, halen uygulanabilir durumda bulunan Sendikalar ve Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunlarının, AB ve Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarına getirilebilmesini amaçlayan ve halen gündemde olan yasa tasarılarında bir ilerleme bildirilememektedir.
Sendikal haklar henüz tamamıyla tesis edilmemiştir.
Sosyal diyalog zayıftır; Ekonomik ve Sosyal Konsey'in performansının iyileştirilmesi gerekmektedir.
İstihdam politikası ile ilgili az ilerleme kaydedilmiştir.
Özellikle kadınların durumuna ilişkin olmak üzere, düşük işgücü katılımı ve istihdam oranları; genç nüfusun yüksek düzeyde işsizliği, kayıt dışı ekonominin büyüklüğü ve kentsel/kırsal işgücü piyasaları arasındaki büyük fark başlıca zorlukları teşkil etmektedir.
2005 yılında genel istihdam oranı %43.4'e düşmüştür, işsizlik oranı ise %10.3'de kalmıştır.
Kayıt dışı istihdamın boyutları endişe vermeye devam etmektedir. Kayıt dışı istihdamın genel istihdamın %50.1'ini, tarım sektöründeki istihdamın ise %88.2'sini teşkil etmektedir.
İŞKUR, kurumsal kapasitesini geliştirme çabalarını devam ettirmiştir. "İstihdam Politikası Önceliklerinin Ortak Değerlendirilmesi Belgesi"nin hazırlanmasında Avrupa Komisyonu ve Türk makamları arasında ilerleme sağlanmıştır.
Avrupa Sosyal Fonu alanında hukuki uyum sınırlı kalmıştır. Katılım Öncesi Araçlarından olan İnsan Kaynakları Kalkındırma unsurunun uygulanabilmesi için yapısını ve mevzuatını uyarlaması gerekmektedir.
Sosyal içerme ile ilgili olarak, Ortak İçerme Mutabakatı altındaki çalışma süreci sürmüştür. Ancak, ulusal bütünleşmiş stratejide bir ilerleme yoktur.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan fakirlik konulu bir araştırmanın sonuçlarına göre, nüfusun %1.29 açlık sınırının altında yaşarken, %25.6 ise fakirlik sınırının altında yaşamaktadır. Fakirlik sınırının altında yaşayanların oranı kırsal kesimde %40'a çıkmaktadır. Aynı çalışmaya göre çocukların fakirlik oranı (altı yaşın altında) %34 olup, bu oran kırsal kesimde %40'a ulaşmaktadır. İdari yapıların niteliklerinin artırılması ve eşgüdümün geliştirilmesi yönünde bir ilerleme kaydedilmemiştir.
Engelli kişilerin istihdamı için bir eylem planı hazırlanmış ve Engelliler Yasası ile ilgili olarak birkaç uygulama yönetmeliği çıkartılmıştır. Bunlar engelli insanlar için işyeri ve eğitim hizmetlerini alanlarını kapsamaktadır.
Sosyal koruma alanında, Parlamento, Türk sosyal güvenlik sisteminin bütünüyle elden geçirilmesini teminen, Mayıs ve Haziran 2006 aylarında sosyal güvenlik reformuna ilişkin yasama faaliyetinde bulunmuştur. Böylece basitleştirilmiş, bürokrasisi azaltılmış, herkes için hakların ve sorumlulukların eşit olduğu, 18 yaşın altındaki tüm çocuklara ücretsiz sağlık hizmeti sağlanan bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulmuştur.
Reformun amacı sosyal güvenlik sisteminin uzun vadede mali istikrarını sağlamak ve en yoksullara yardımı düzenlemektir. Yeni oluşturulan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun idari kapasitesinin iyileştirilmesi sürmektedir. Sosyal güvenlik sisteminin denetim kapasitesinin güçlendirmesi gerekmektedir.
Ayrımcılıkla mücadele alanında her hangi bir gelişme kaydedilmemiştir. Irk veya etnik köken, din veya inanç, engellilik, yaş ve cinsel yönelim temelinde ayrımcılığa ilişkin AB yönergelerinin aktarımı tamamlanmamıştır. Özellikle, Irk Eşitliği Yönergesi'nin istihdam ile ilgili olmayan boyutlarının aktarımına yönelik çaba gerekmektedir.
Ayrımcılığın önlenmesi ve eşit muamelenin teşviki için etkin ve bağımsız bir "Eşitlik Kurumu" oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Azınlıkların durumu ile ilgili olarak ciddi güçlükler bulunmaktadır.
Eşit fırsatlar alanında, özellikle doğum izni, eşit ücret, istihdama eşit erişim, ispat külfeti, kanuni ve mesleki sosyal güvenlik alanlarında daha ileri düzeyde uyuma ihtiyaç bulunmaktadır. Buna ilaveten, AB müktesebatının gerektirdiği Eşitlik Kurumu hala kurulmamıştır. Kadınların işgücüne katılımı çok düşük seviyededir (%25'in altında) ve kadınların istihdam oranı %20 civarına düşmüştür. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün idari kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Kayıtdışı istihdamla mücadele gerekmektedir.
Fasıl 20: İşletme ve Sanayi Politikası
İşletme ve sanayi politikası esaslarına ilişkin olarak bir miktar ilerleme gerçekleştirmiştir.
2005 yılında Türkiye'ye yönelik net doğrudan yabancı yatırım ikiye katlanarak, 7.8 milyar Euro'ya ulaşmıştır.
Şirket kurmak için gerekli süre bir güne indirilmiştir. Ancak, özellikle gereksiz bürokrasinin azaltılması gibi hususlarda iş ortamının geliştirilmesi için ilave düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.
İşletme ve sanayi politikası araçları alanında iyi bir ilerleme kaydedilmiştir.
Sektörel politikalar ile ilgili olarak bir miktar ilerleme sağlanmıştır.
Bu fasılda TR, müktesebatla uyumda oldukça iyi yol katetti.
Fasıl 21: Trans-Avrupa Ağları
Kısıtlı bir ilerleme sağlanabilmiştir.
TR'nin muhtemel ulaşım ağlarının belirlenmesi için güvenilir ve yüksek kalitede trafik tahminleri sunması gerekmektedir.
Türkiye-Yunanistan doğal gaz bağlantı hattının inşası gecikmiştir. Hazar ve Orta Asya bölgesinden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan Nabucco doğal gaz boru hattı AB'nin öncelikli projelerindendir. Türkiye bu projeyi destekleyen gayretlerini sürdürmelidir.
Fasıl 22: Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu
Bölgesel örgütlenme konusunda bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bölgesel istatistikler alanında gelişme sağlanmıştır. Bu alandaki hazırlıklar belirli düzeyde ilerleme kaydetmiştir.
Yasal çerçevenin geliştirilmesinde bir miktar ilerleme sağlanmıştır. Kalkınma Ajansları'nın Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun onaylanmış ve Şubat 2006 ayında yürürlüğe girmiştir.
Kurumsal çerçevede önemli bir değişiklik yaşanmamıştır. Ana gelişmeyi, DPT'nin sektörel ve bölgesel birimleri arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi teşkil etmektedir.
Katılım öncesi Türkiye'ye yardımların uygulanması konusunda halihazırda tek kurum Merkezi Finans ve İhale Birimi (MFİB) olarak belirlenmiştir. Bu alandaki hazırlıklar erken bir aşamadadır.
İdari kapasitede kısıtlı bir gelişme sağlanmıştır. MFİB (Merkezi Finans ve İhale Birimi) yoğun şekilde personel alımına yönelmiştir.
Programlama alanında bazı ilerlemelerden bahsetmek mümkündür. DPT tarafından 2006 yılı başlarında yayımlanan dokuzuncu yedi (daha önce beş yıllık) yıllık kalkınma planı, kalkınma konusunda bölgesel bakış açısına atfedilen artan önemi yansıtmaktadır.
İzleme ve değerlendirme alanlarında iyi düzeyde ilerleme sağlanmıştır.
Türkiye'nin, bu fasılda müktesebatla uyumu belirli düzeydedir.
Fasıl 23: Yargı ve Temel Haklar:
Yargının bağımsızlığı, Türk Anayasası ve mevzuatının çeşitli hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, bu ilkeyi zayıflatan çeşitli hususlar mevcuttur.
Hakimler ve savcılar, idari görev ve yetkileri bakımından Adalet Bakanlığına bağlıdır. Yargıyı düzenleyen temel kurum olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, kendi bütçe ve yazmanlığına sahip değildir. Çalışma mekanı, hala Adalet Bakanlığı binası içindedir. Hakim ve savcıların performansını değerlendirecek adli müfettişler, Yüksek Kurul'a değil, Adalet Bakanlığı'na bağlıdır.
Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarı, kurulun oy hakkına sahip yedi üyesinden ikisidir. Kalan beş üye ise Yargıtay ve Danıştay hakimleri arasından atanmaktadır. Bu yapılanma yargının tamamını temsil etmemekte, ve yürütme temsilcisinin bulunması halinde yürütmenin, hakimlerin kararlarını ve mesleki geleceklerini etkileme olasılığı doğmaktadır.
Hakim ve savcıların performansını değerlendirecek adli müfettişler, Yüksek Kurul'a değil, Adalet Bakanlığı'na bağlıdır.
"Hakimler ve Savcılar Birliği" (YARSAV) adlı kuruluş kurulmuştur ve yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını, görev süresi güvencesini, ayrıca meslek kurallarını ve ahlakını korumak amacındadır.
Hakim ve savcılar artık sicil dosyalarını görebilmektedir.
Yargının tarafsızlığı konusunda bir miktar ilerleme sağlanmıştır.
Haziran 2006'da kabul edilen bir yasayla, hakim ve savcıların maaşları yaklaşık %40 oranında artırılmıştır.
Yeni Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile işkence ve kötü muamelenin önlenmesi, ifade özgürlüğü ve yargı sürecinin etkinliği konularında geniş çaplı eğitim vermeyi sürdürmüştür.
Yargının etkinliği konusundaki ilerlemenin devam ettiği söylenebilir.
Genel olarak yolsuzlukla mücadelede bir miktar ilerleme kaydedilmiştir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, vatandaşların devlet organlarından bilgi edinmeyi reddeden tüm kararlarına itiraz etmelerini teminen 2006 yılında değiştirilmiştir.
Yolsuzluğu önlemek ve mücadele için genel bir strateji ve hareket planı yoktur. Yolsuzluk Türkiye'de yaygın bir sorun olmaya devam etmektedir.
Sayıştay'ın askeri harcamalar üzerindeki denetim yetkisi eksiktir.
Siyasi partilerin finansmanı konusunda da bir ilerleme sağlanmamıştır.
Temel haklar hususunda yasama alanında ilerleme sınırlı kalmıştır.
Yaşam hakkı ve özellikle ölüm cezasının yasaklanması konusunda, Türkiye ölüm cezasını yasaklamayı amaçlayan "Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi"nin (ICCPR) İkinci Ek İhtiyari Protokolü ile, AİHS'nin ölüm cezasını tüm hallerde yasaklayan 13 No'lu Protokolünü Şubat 2006'da onaylamıştır. Türkiye 2004 yılında ulusal mevzuatında ölüm cezasını tüm hallerde yasaklamıştır.
İşkence, insalık dışı ve aşağılayıcı muamele ve cezalandırma hususunda yasal çerçeve uygulanmaya devam etmiştir. İşkence ve kötü muamele şikayetleri geçen yıla nazaran azalmıştır. Bununla birlikte, nezarethaneler dışında hala şikayetler alınmaktadır.
Güneydoğu'daki insan hakları ihlalleri ve cezasızlık sorunu endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.
Kişisel verilerin korunması hususunda herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü bağlamında ibadet özgürlüğüne genellikle saygı gösterilmektedir. Ancak, bir kısmı resmen tanınmayan gayri-Müslim topluluklar ile aynı şekilde resmen tanınmayan geniş Müslüman Alevi toplumunun karşılaştığı sorunların halledilmesi hususunda bir ilerleme kaydedilmemiştir. Türkiye'nin halen tanımadığı "askerlik hizmetini vicdani red hakkı" hususunda herhangi bir ilerleme olmamıştır.
Genel olarak, Türk toplumunda serbest tartışma ortamı gelişmiştir. Ne var ki, yeni Ceza Yasası'nın bazı hükümleri yargıya önemli yorum sahası bırakmaktadır. Özellikle, 301. Maddenin kısıtlayıcı bir anlayışla yorumlanması şiddet içermeyen görüş açıklayan kişilerin kovuşturulmasına ve hüküm giymesine yol açmıştır.
Toplanma ve dernek kurma özgürlüğü hususunda sivil toplum üzerindeki kısıtlamaların azalması yönündeki eğilim devam etmektedir. Ancak, güvenlik güçlerinin gösteriler sırasında aşırı güç kullandığı yönünde şikayetler bulunmaktadır. Ayrıca, dini ve kültürel kimlikleri temsil eden derneklerin kurulmasına yönelik bazı engeller hala mevcuttur.
Eğitim hakkı konusunda kadının toplum içindeki sosyal algılanmasını ve rolünü geliştirmek, özellikle Güneydoğu'da kız çocuklarının eğitim sistemine katılmalarını iyileştirmek amacıyla gösterilen gayretler devam ettirilmelidir.
Mülkiyet hakkı hususunda, gayri-Müslim toplulukların durumlarını iyileştirmek için herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir. Yunan vatandaşlarının ve Süryanilerin mülklerini tescil ve miras yoluyla edinmelerine ilişkin karşılaştıkları sorunların çözümünde bir gelişme olmamıştır.
Ayrımcılığın önlenmesi hususunda yasama alanında herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir. 2001 yılında imzalanan ve resmi makamlarca ayrımcılık yapılmasını yasaklayan AİHS'nin 12 Nolu Ek Protokolü hala onaylanmayı beklemektedir.
Cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusu Türkiye'de artan bir şekilde kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Yasal çerçeve genel olarak tatmin edicidir. Bununla birlikte, kadın hakları uygulamada, özellikle ülkenin fakir bölgelerinde, her zaman korunmamaktadır.
Töre cinayetleri daha sistematik biçimde araştırılmalı ve uygun olduğu hallerde, failler hakkında soruşturma açılmalı ve mahkumiyet kararları verilmelidir.
Çocuk hakları bağlamında fazla bir değişiklik bulunmamaktadır. Onbeş yaşından küçüklerin eğitimine ve istihdamına ilişkin yasal hükümlerin uygulamasının iyileştirilmesi gerekmektedir.
Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca, gözaltına alınan kişilerin adli yardımdan yararlanma hakkı bulunmakta ve avukat olmaksızın kollukça alınan ifadeler kanıt olarak kabul edilmemektedir. Diğer taraftan, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan değişikliklerle adli yardımdan yararlanma hakkına sınırlandırma getirilmekte, zira gözaltındaki şüphelinin avukat ile görüşme hakkı ilk 24 saat içerisinde kısıtlanabilmektedir. Avukat olmaksızın şüpheliden işkence altında alındığı iddia edilen ifadelere dayanan eski davaların yeniden görülmemesi endişe uyandıran bir diğer husustur.
Savunma hakkı bağlamında, yeni CMK'nın yürürlüğe girişini takiben, ücretsiz avukat yardımından faydalanmak için başvuruda bulunan kişilerin sayısında ciddi bir artış olmuştur. Bununla birlikte, avukatlara devlet tarafından ödenen ücretler çok düşük olup, bu durum sağlanan adli yardımın kalitesi bağlamında kaygı yaratmaktadır.
Yeni CMK'nın anadili Türkçe olmayan vatandaşlara ücretsiz olarak tercüman sağlanmasına ilişkin hükümleri doğrultusunda, mahkemelerin bundan sonra tercümanların da dahil olduğu bilirkişi listeleri oluşturmaları gerekmektedir.
Türkiye'nin azınlık haklarına ilişkin tutumunda değişiklik bulunmamaktadır. Türkiye'deki uygulamanın uluslararası standartlarla ve AB standartları ile uyumlaştırılması yönünde bir ilerleme kaydedilmemiştir.
AB vatandaşlarının hakları bağlamında bir gelişme bulunmamaktadır.
Fasıl 24: Adalet, Özgürlük, Güvenlik
Schengen ve dış sınırlar konusunda bir miktar gelişme kaydedilmiştir.
Halihazırda, kara kuvvetleri, polis, jandarma ve sahil güvenlik makamlarının, ülke sınırlarının belirli bölümleri üzerinde sorumlulukları bulunmaktadır. Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığı ise, malların ve kişilerin denetimi ile görevlendirilmiştir. Genel olarak, kurumlar arası eşgüdüm erken bir safhada olup, çeşitli makamlar arasında bilgi paylaşımı ve sorumlulukların sınırlandırılması hususunda önemli iyileştirilmeler yapılması gerekmektedir.
Sınır güvenlik görevlilerinin eğitiminin ve profesyonelliğinin geliştirilmesi gerekir.
Vize politikası konusunda, sınırlı düzeyde gelişme kaydedilmiştir.
Tekil AB vize etiketine ilişkin uyumlaştırma başlamış olmakla birlikte, halihazırda Türkiye 35 ülkenin vatandaşlarının sınırda vize almasına izin vermektedir. Bu ülkelere 17 adet AB üyesi de dahil olup, bu uygulama tedricen değiştirilmeli ve vizeler diplomatik makamlar veya konsolosluk makamlarınca düzenlenmelidir.
Göç konusunda sınırlı ilerleme sağlanmıştır.
Mevzuatta sağlanan değişikliklerle, iltica konusunda bir miktar ilerleme olmuştur. İltica talebinde bulunanların kabul edildiği merkezlerin kapasitesinin artırılması ve tesislerin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu merkezlerin idaresinin sorumluluğunun kurumsal olarak kimde bulunduğu açık değildir.
Polis işbirliği alanında bazı ilerlemeler kaydedilmiş ve örgütlü suça karşı mücadelede kısıtlı ilerleme sağlanmıştır.
İnsan ticaretiyle mücadele alanında ilerleme sürmektedir. Bu konuda Moldova ile bir işbirliği ve bilgi değişimi protokolü imzalanmıştır. Bu alanda TR'nin mevzuatı AB mevzuatıyla ayni doğrultudadır.
Para aklamayla mücadele hususunda sınırlı gelişme olmuştur.
Terörizmle mücadele alanında TR, "Nükleer Terörizm Faaliyetlerinin Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme"yi ve "Terörizmin Önlenmesi Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ni imzalamıştır.
Temmuz 2006'da kabul edilmiş anti-terör yasası terör aktivitelerini ve terörist tanımını genişletmiştir. Kanun, savunma haklarını kısıtlamış, terör amaçlı suçlara verilen cezaları artırmış ve terörün finansmanını bir suç olarak kabul etmiştir.
Uyuşturucu ile mücadele alanında sınırlı ilerleme sağlanmıştır ancak mevzuattaki düzenlemeler sınırlıdır.
Gümrük işbirliği alanında bir miktar ilerleme sağlanmıştır. Personel eğitimi ve personel etiği alanlarında iyi bir ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte, suçun önlenmesi ve suçla mücadele için polis ve gümrük hizmetleri arasında daha yakın bir çalışma ilişkisi tesis edilmesi yönünde çaba gerekmektedir.
Cezai ve hukuki konularda adli işbirliği alanında sınırlı gelişme kaydedilmiştir. Hukuk sistemi adli makamlar arasında doğrudan müdahaleye, yabancı kararların doğrudan icrasına, çifte suçluluğun feshine izin vermemekte ve ret sebeplerini sınırlandırmaktadır.
Fasıl 25: Bilim ve Araştırma
Bu fasılda çok daha iyi ilerleme kaydedilmiştir.
Ar-Ge'ye kaynak aktarımı önemli ölçüde artmıştır. 2002 seviyesinin yaklaşık 5 katı kadar. 15 şehirde yeni üniversiter açılmıştır.
Avrupa Araştırma Alanına TR iyi entegre olmuştur.
Ancak özel sektör ve KOBİlerle fikir ve bilim paylaşımı çok düşüktür.
Bilim adamı sayısı Avrupa standardlarının gerisindedir.
Araştırma, müfredata yeterince dahil edilmemiştir.
Fasıl 26: Eğitim ve Kültür
Bu alanda iyi ilerleme kaydedildi.
Leonardo, Sokrates ve Gençlik programlarına TR iyi katılım gösteriyor.
Okula kayıt olmada artma gözlendi. Ancak bu miktar OECD'nin altında kalıyor. "Kızların eğitimi" kampanyaları başarılı oldu.
TR, Kültür 2000 topluluk programına katılmıştır. İstanbul, 2010 için Avrupa Kültür Başkenti olmak için müracaat etmiştir.
Fasıl 27: Çevre
Yatay mevzuat açısından önemli bir ilerleme yok.
TR, Kyoto Protokolüne imza koymadı.
Hava Kalitesi mevzuatıyla ilgili bazı ilerlemeler yapıldı.
Petrol ve dizel yakıtların kalitesini düzenleyen yönergelerin aktarımı başarılı oldu.
Atık yönetimi dalındaki müktesebat uyumu önceden iyi yapılmıştı.
Su kalitesiyle ilgili müktesebata ilişkin olarak ilerleme kaydedildiği söylenebilir. Şehir suyu atık yönetimi ve yıkanma suyu kalitesi mevzuatının aktarımında iyi bir gelişme sağlanmıştır.
Üye Ülkelerle sınır-aşan su işbirliğinin geliştirilmesine yönelik olarak da adım atılmamıştır.
Vahşi yaşam yerleşimlerinin korunmasıyla ilgili düzenlemenin kabul edilmesiyle, doğanın korunmasıyla ilgili müktesebata uyumlaştırmada bir miktar ilerleme kaydedilmiştir.
Endüstriyel kirlenmenin kontrolü ve risk yönetimi alanında ilerleme kaydedilmemiştir.
Gürültü ile ilgili uyumlaştırma ileri düzeydedir. Stratejik gürültü haritaları ve eylem planları hazırlanmasıyla ilgilenen makamların idari kapasitelerinin güçlendirilmesi ve bu makamlara mali kaynak sağlanması gibi alanlarda uygulama geride kalmaktadır.
Kimyasallar sektöründe ilerleme kaydedildiği söylenemez.
Genetik açıdan değiştirilmiş maddelerle ilgili gelişme kaydedilmemiştir. Ormancılık alanındaki müktesebatın uyumlaştırılmasıyla ilgili olarak da ilerleme sağlanmamıştır
İdari kapasiteyle ilgili olarak ilerleme sağlanmıştır. Değişikliğe uğrayan Çevre Kanunu Çevre ve Orman Bakanlığı için daha açık bir görev belirlemekte, ilave personel alınmasına ve çevre sektörüne ilave mali kaynak aktarılmasına imkan vermektedir.
Bölgesel çevre yetkililerinin kurumsal kapasiteleri güçlendirilmeli. İnsan kaynaklarının yönetimi dikkat istemektedir.
Fasıl 28: Tüketicinin ve Sağlığın Korunması
Güvenlik alanındaki önlemlerle ilgili mevzuatın uyumlaştırılmasında daha fazla ilerleme kaydedilmemiştir. Spesifik güvenlik standartları uygun yasal zeminden yoksundur.
Piyasalarda ürün güvenliğinin denetlenmesi ile ilgili olarak ilerleme sağlandığı söylenebilir.
TR'de CE işaretlemesi olmayan pek çok ürün bulunmaktadır.
Tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması hususunda sınırlı ilerleme sağlanmış olmakla birlikte, uyum seviyesi yüksek kalmaya devam etmiştir. Kredi kartlarının kullanımına ilişkin yeni bir yasa yürürlüğe girmiştir.
Tüketici kuruluşları, her yıl toplanan İstişari Tüketici Konseyinde temsil edilmektedir. Buna rağmen, tüketici hareketi hala zayıftır.
Kamu sağlığı alanında bazı gelişmeler sağlanmıştır. Tütün ürünlerinin kontrolüne dair mevzuat kabul edilmiştir. Bununla birlikte, sigarada bululabilecek azami katran miktarı hususu daha uyumlu hale getirilmelidir.
TR, bulaşıcı hastalıkları izleme sistemini, Birliğin listeleriyle kısmen uyumlu hale getirmiştir.
Fasıl 29: Gümrük Birliği
Gümrük kuralları konusunda sınırlı bir ilerleme sağlanmıştır.
Türkiye, Haziran 2006 itibarıyla Sınırda Eşya Kontrolünün Uyumlaştırılması Uluslararası Sözleşmesini uygulamaya başlamıştır.
Türkiye gümrük muafiyeti mevzuatını değiştirmiş ancak bunu AB müktesebatı ile uyumlaştırmamıştır. Varış salonlarında gümrüksüz satış mağazalarının kurulmasına hala izin verilmektedir. Gümrüksüz satış mağazalarında yolcu başına satın alımına izin verilen azami mal miktarı AB'dekinden daha yüksektir.
Katılım Ortaklığı Belgesinde kısa dönem öncelikler arasında olmasına karşın, serbest ticaret bölgeleri konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.
Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetine karşı gümrük birliği hükümlerini tam olarak uygulamamaktadır.
Türk gümrüklerindeki son modernleştirme çabaları uygulama sicilini iyileştirmeye devam etmiştir. Ancak Türkiye, gümrük memurlarının genel eğitim düzeyini iyileştirmek amacıyla kapsamlı çaba harcamalıdır.
Gümrükler ile Kültür Bakanlığı, Türk Patent Enstitüsü, emniyet birimleri, fikri mülkiyet hakları mahkemeleri gibi diğer ilgili makamlar arasında eşgüdüm önemli ölçüde artırılmalıdır.
Fasıl 30: Dış İlişkiler
TR ortak ticaret politikası konusunda biraz ilerleme sağlamıştır.
TR, Ermenistan ve Myanmar'ı Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi'ne (GSP)'ye dahil etmemiştir ve sektör tanımı, tarım ve çelik ürünlerini içermemektedir.
TR, belirli mallar için menşe (tedarikçi kökeni) belgesi uygulamasını yürürlüğe koymuştur.
TR-AB Gümrük Birliğine ilişkin bir dizi ihlalin devam ettiği ve bunların TR ile olan ikili ticari ilişkileri bozduğu belirtilmelidir
Üçüncü ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarla ilgili olarak bazı gelişmeler kaydedilmiştir. TR, Mısırla Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalamıştır. Fas'la yapılan STA yürürlüğe girmiştir. Arnavutluk'la müzakereler fiilen tamamlanmıştır. Türkiye Körfez İşbirliği Konseyi (GCC), Ürdün ve Lübnan ile serbest ticaret müzakerelerine devam etmiştir.
Kalkınma politikası ve insani yardım alanlarında bazı gelişmeler kaydedilmiştir.
TR 2005 yılında 500 milyon Euro resmi kalkınma yardımı yapmıştır. TR'nin yaptığı bu kalkınma yardımından yararlanan öncelikli ülkeler Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kosova'dır.
Fasıl 31: Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası
İlerletilmiş politik diyalog TR'nin katılımının bir parçası olarak devam etmiştir.
TR, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının (AGSP) geliştirilmesine yönelik güçlü ilgisini göstermiştir. TR, Bosna Hersek (EUPM), Makedonya Cumhuriyeti (Proxima) ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (EUROPOL KINSHASA) AB öncülüğündeki emniyet görevlerine katılmaktadır.
TR'nin AGSP'ye olan etkin katkısına rağmen bazı zorluklar devam etmiştir. TR, "Berlin Artı" anlaşmasına dayanan AB-NATO stratejik işbirliğine Kıbrıs ve Malta'nın dahil edilmesine direnmektedir.
Kıbrıs'la ilgili olarak TR, siyasi nedenlerle, Kıbrıs'ın Konvansiyonel Silahlar, "Çift Kullanımlı Malzeme ve Teknolojileri İhracat Kontrolüne" ilişkin Wassenaar Düzenlemesi gibi belirli tedarikçi gruplarına üyeliğini bloke etmeyi sürdürmektedir.
Ortak Dış ve Güvenlik Politikası bağlamında, TR'nin AB'nin yaptırım ve kısıtlayıcı önlemleri, açıklamaları, bildirileri ve girişimlerine geniş çaplı uyumu devam etmiştir.
TR, Orta Doğu Barış Sürecini desteklemeye devam etmiştir.
Suriye ile ilişkiler olumlu bir şekilde gelişmeye devam etmiştir.
Eylül ayında, Lübnan'daki UNIFIL misyonuna Türk askerlerinin katılmasına ilişkin Hükümet tezkeresi Meclis tarafından kabul etmiştir
TR, ABD makamları ile Sünni Araplar arasında diyalog sağlayarak Irak'ta istikrar oluşması için somut girişimlerde bulunmuştur.
Kuzey Irak'tan PKK teröristlerinin sızmasının önlenmesi amacıyla Irak sınırına önemli sayıda asker yerleştirilmiştir.
Türk yetkilileri, Nükleer kriz hususunda uluslararası toplumun taleplerine uyması konusunda İran'ı teşvik etmiştir.
TR'nin Afganistan'ın yeniden yapılanması konusundaki "Bonn süreci"ne ilişkin güçlü desteği siyasi ve askeri olarak devam etmektedir.
2005 yılı Nisan ayında TR Başbakanı ile Ermenistan Cumhurbaşkanı arasındaki resmi mektup teatisinden bu yana, Ermenistan ile ilişkilerde önemli bir gelişme olmamıştır. TR, bu ülke ile sınırını açmamıştır. Bu, iyi komşuluk ilişkilerinin oluşturulması için önemli bir adım olacaktır. Bu, özellikle ticaret bağlamında her iki taraf için yararlı olacaktır.
TR, Azerbaycan'daki seçimleri yakından izlemiştir.
TR'nin "Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünü" imzalaması konusunda gelişme kaydedilmemiştir.
TR, terörizmle mücadele konusunda yürütülen uluslararası kampanyada aktif bir rol oynamaya devam etmektedir.
İdari kapasite bağlamında, Türk Dışişleri Bakanlığı'nın yapısı AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası yapısıyla uyumludur.
Fasıl 32: Mali Kontrol
Kamu iç mali kontrol alanında bazı ilerlemeler kaydedilmiştir.
Kamu Maliyesi Yönetimi ve Kontrol Yasası ve Anayasa'nın bütçeye ilişkin ilgili maddeleri Aralık 2005'te değiştirilmiş ve Kamu Maliyesi Yönetimi ve Kontrol Yasası'nın tüm maddeleri, bütçenin uygulanmasıyla ilgili olanlar dahil, 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dış denetim konusunda ise son İlerleme Raporu'ndan bu yana hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.
AB'nin mali çıkarlarının korunması konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. AB'nin mali çıkarlarının korunması için talep edilen Kamu Maliyesi Yönetimi ve Kontrol Yasası'nın uygulama yönetmeliği halen tatbik edilmemektedir.
Euro'nun kalpazanlığa karşı korunması alanında TR, sahte banknot ve madeni paraların analiz ve sınıflandırılması bakımından yeterli deneyime sahiptir.
Fasıl 33: Mali ve Bütçe Hükümleri:
AB "Öz kaynaklar sistemi"nin uygulanmasına ilişkin, bazı ilerlemeler kaydedildi.
Geleneksel öz kaynaklar bağlamında, TR'nin gümrük mevzuatı büyük ölçüde AB müktesebatıyla uyumludur.
KDV ve gümrük vergilerinde yolsuzlukların önlenmesi için daha fazla önlem alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Çeviren Erol KURT |